enamel boya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enamel boya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2015 Pazartesi

Bahar Kelebekleri

Herkese merhaba.
"Bahar geldi oh oh" deyip sevineceğim yerde haftasonundan beri çılgın bir bel ağrısıyla başbaşayım. Evet, malesef bel fıtığım var hem de patlamış olanlardan :(

Sabahtan beri elimi atıp geri çektim blogdan. Postu yazamadım bir türlü ve her zamanki gibi yine çıkış saatine denk getirdim, ama ağrılarım var hiçte halim yok valla bugün.. amaaaa yayınlamasamda olmaz, nitekim uzunca süredir yayınlanmak için sıra bekliyor bu şirin şey :)

Evveliyatı biotin haplarının şişesi olan bir süs yaptım. Cam boyama, peçete dekupaj tekniklerini kullandım, boyutlu boya ve şerit tülle süsleyip botanik köşeme yerleştirdim. İşte karşınızda benim şirin mi şirin aksesuarım..

Not: Annem "deli misin sen bunu da mı boyadın?" dedi.
Dedi yani... E haklıı.. :))

Merak edenlere ekstra not: Biotin saç dökülmeleri ve tırnak kırılmaları gibi sıkıntıları tedavi amaçlı kullanılıyor. Ben düzenli kullanmış olsam belki bende de işe yarayabilirdi fakat düzenli kullanmadığımdan ben pek faydasını göremedim..








Beğenilerinizi ve eleştirilerinizi benimle paylaşmak için lütfen yorum yapmayı unutmayın. Hadi yorum yapmadınız beğendiyseniz bi +1'leyiverin bari ;)

Sevgiler..

20 Nisan 2015 Pazartesi

İlla Kuş, Her Yere Kuş :)

Kuşlarla aramdaki bu aşkı hala çözebilmiş değilim ama benden oğluma da bulaşmış olsa gerek; şimdi tv'de dönen bir reklam var adını hatırlayamadım, reklamın sonunda kuşlar çıkıyor. Benim oğlum da ekrana bakıp "bay bay kuşlaar" diyip el sallıyor :) 
Şimdi düşündüm de çocuklar hayvan seviyor diye şaşırıp hayret ediyoruz, ne kadar yozlaşmışsak demek :(
..
Neyse....
Alıntıdır.
Konumuz şurup şişesi, bahsettiğim şişe de üstte görmüş olduğunuz şişe :)


Şişeyi kendi renginden çevirmek için 3 kat beyaz boyadım pıtpıt süngerle. Ön yüzündeki çatlağı görüyor musunuz?? Ben görmemiştim ve boyamış bulundum, farkedince de çaresi tabiki rölyef pasta dedim ve biraz pasta sıvadım o kısımlara.
Ardından transfer mi dekupaj mı karar veremedim her yöntemi kullanayım bakalım ne olacak dedim ve başladım resmimi kırpıp biçmeye.


Kullandığım resim bu :)

Yapılışıyla ilgili pek fazla fotoğraf çekmemişim, daha çok bittikten sonraki görüntüsü var ama kısaca anlatayım.
Zaten beyaza boyadığımı söylemiştim. Ben bu şişeyi vazo olarak kullanırım diye düşündüğümden bol bol figür kesip şişenin hem önüne hem arkasına farklı konumlandırmalarla yapıştırdım. Çevresi çok boş, kuşlar ve çiçekler havada gibi göründüğünden ponpon süngerimin tahta sapını yeşil akrilik boyaya batırıp şişenin üzerine puantiye çalıştım.


Sonra gel gelelim sevgili kocam, "onun o kapak yerindeki burgu hoş görünmüyor" deyince "ben de zaten oraya bir şeyler yapacaktım" deyip elimde bulunan altın sarısı tülden 2 şerit kestim, birini ağız kısmına dekupaj tutkalı kullanarak sardım yapıştırdım. Diğerini ise 1 tur çevirip fiyonk yaptım. Alttaki parça yapışık, fiyonk oynak oldu. Vazonun hangiş tarafını kullanmak istersem o tarafa çevirebiliyorum :))
(Gerçi hep aynı yüzü fotoğraflamışım :))





 İşte bu kadaarr :) 

Elimde daha birikmiş yayınlanmayı bekleyen bir kaç parça daha var. Fırsat buldukça yayınlamaya çalışıyorum. Eee hem iş, hem ev, hem çocuk, hem blog... Hepsi birarada olunca biraz ağır yürüyorlar :)

Beğenilerinizi ve eleştirilerinizi iletin lütfen, yorum bırakmayı unutmayın.. Ya da bilemediniz bi +1'leyiverin canım :)

Sevgiler.









31 Mart 2015 Salı

Kutu Kutu Pense...

Yok yok ayakkabı kutusu değil bu, çay kutusu..
Vakti zamanında seçim mevzuatları gereği kapı kapı dolaşıp içinde çay bulunan promosyon amaçlı dağıtılan o teneke kutular var ya, işte onlar!!
Çoğu kez atmayı planladım, ama kutulardan birini eşim tezgahında kullandığı için attırmıyordu, diğerini de kayınvalidem oğluma kuru boya kutusu yapmıştı o yüzden atamıyordum. Velhasılı kelam, bu işlere girdikten sonra gözüme ilk kestirdiklerim onlar oldu :)


İşte ilk kutum; kahverengi değil bordo :) 
Bu kutuyu eşime yapacağim için, daha koyu, erkek renklerinde bir kutu olsun istedim. Elimde kırmızı ve lacivert akrilik boya vardı, kırmızıya bir minik damla lacivert karıştırdım ve öyle boyadım.


Tabi bu kadar sade kalsın istemedim ve ilk stencil denememi bu kutu üzerinde yapmaya karar verdim.
Stencili kutunun üzerine yerleştirip pıtpıt süngerle boyadım ama biraz rezil ettim malesef. Boya şablondan kaydı taştı birşeyler oldu çözemedim :( Kutunun kapağında denediğim çalışma daha başarılı oldu gibi. Artık deneye deneye daha iyisi olacak :)


Bu kadar başarısız girişimin ardından kutuyu öyle rezil gibi bırakmamak için, yine pıtpıt süngerle, stencil boyarken kullandığım renkle ortaya çıkan desenlerin etrafına ufacıcık dokunuşlarla efekt verdim. (Bu efekte ne desem bilemedim??? Yıldız efekti diyelim :)) Daha sonra parlak su bazlı vernikle vernikleyip kutuyu tamamladım. En sonunda da eşimin tezgahına usulca konduruverdim :)


Bu da ikinci kutu...
Mavi mi mavi...
Şirin mi şirin...
Kuşlu mu kuşlu, kurdelalı mı kurdelalı...


Bir önceki kutuda akrilik boya kullanmıştım, bunda ise mavi enamel cam boyasına, beyaz enamel cam boyası kullanarak elde ettiğim boyayı kullandım kutunun kendisinde. Kapağını da resim transferi yapmayı planladığım için direk beyaza boyadım.


Kuşların bu zarif görüntülerini çok severim, ortancalaraysa bayılırım. E ikisi aynı resimde bir arada olunca resime aşık olmam kaçınılmaz oldu tabiki :)
Bahsettiğim gibi, kapağın üstüne resim transfer yaptım (resim transfer anlatımı için tıktık).
Kapağın kenarları gözüme çok boş gelince, kontür rölyefle kenarlara kafama göre desenler yaptım, 2 yuvarlak çizdim aralarına çizgi çektim falan birşeyler uydurdum işte :)


Kapağı mat vernikle 2 kat vernikledim, kutunun kendisine ise boya işlemi bittikten sonra çatlatma uyguladım ama ben bu işte nedense başarılı olamıyorum. İlk denemem olan vazodan sonra "hadi bir daha deneyeyim" dedim ama ı ıhh olmadı yine... Gerçi ilk fotoğrafta görüldüğü üzre, olduğu kadarına beyaz yağlı boya sürüp silip çatlatmaları belirginleştirmeye çalıştım ama, ön yüzünde çatlatmadan eser yok.. dolayısıyla sonraki aşama bu sevgili kutu için vernikleme oldu. 2 kat parlak vernikle verniklendi kendisi.
Bütün bu badireleri atlattıktan sonra görülen tüm hataları, fırça izlerini, vs. minimuma getirmek için alt kısmına, oğluşumun doğum şekerlerinde kullandığımız kurdeleden kullandım, ellerimle üstüne bir de fiyonk iliştiriverdim. Bu kadar maviyi bir arada görünce nazar boncuksuz da olmaz dedim, bir de nazar boncuğu ekledim...


Ne bileyim.. Eşim bile çok beğendi, ki kendisi sadekar olduğundan katiyen öyle herşeyi kolay kolay beğenmez.. illa bir yorumu vardır ama düşüninki "o bordo kutuyu istemem bunu bana ver" diyecek kadar beğendi bu kuşlu kutuyu :)

Bu bol "kutu" kelimesi ile dolu postumu sonlandırırken, sizden ricam beğendiyseniz de beğenmediyseniz de lütfen yorumlarınızı ve eleştirilerinizi iletiniz. Beğendiyseniz ayrıca +1'lemeyi de unutmayınız :)
Bu şekilde kendimi geliştirip gözlere bayram ettirecek projeler yapmaya devam etme hevesi içimde dolup dolup taşıyor :)

Sevgiler...


19 Mart 2015 Perşembe

Gül Desenli Kahvaltı Takımı

Elime aldığımda "bunu da dönüştürmeliyim" dediğim bir kavanoz oldu Sütaş'ın 200 ml'lik yoğurt kavanozu. Öyle ki, hatta yemeyecek olmama rağmen o minnak, şirin kavanozdan bulduğumda 1 tane daha aldım :)
Alttaki tuzluklar mı? Onlarda boya artınca tabakta kalmasın çöpe atmayayım diye evi talan edip bulduğum kayınvalidemin evlenirken "al belki lazım olur" dediği tuzluklar :)


Dönüşüm yapmak istemiştim istemesine ama aklımda her hangi bir proje yoktu, yeni başladığım için elimdeki malzemelere göre bir aranjman yapacaktım ve öyle de oldu ama ben sonuçtan inanılmaz memnun kaldım :)
Üstelik sadece ben de değil, kim gördüyse çok beğendi e tabi bu da beni ayrıca mutlu etti :)


Bu fotoğraftanda anlaşılacağı gibi, önce kavanozu yaptım bitirdim. Tuzluklar önce başka bir şey olsun dedim ama sonradan bunu takıma dönüştürmeyi, belki kahvaltı sofrasında tuzluk-şekerlik olarak kullanırız diye düşündüm.
Yapımına gelince; bu iş (kavanozun silikon kapağıı hariç) tamamen cam boyama işi. Her bir parçayı 2 kat  kırık beyaz enamel cam boya ile boyadım, tuzluklar 1 kat daha fazla olabilir ;) O "tekfen" yazısını kapatmak kolay olmadı.. Daha sonra beğendiğim bir peçeteyi beğendiğim kısımlarını elle kopararak kavanozun kulplarına denk gelmeyecek şekilde yapıştırdım, tabiki bunun için peçete dekupaj tutkalı kullanıyoruz.. Bu arada ben yapıştırırken öyle deli gibi özenmedim, aman dümdüz olsun diye uğraşmadım, "üst kısımları düzgün olsun, alt kısımları hafif kırışık olsa daha hoş bile olur" diye düşünüp hafif kırışık kalmalarına izin verdim. Peçeteleri kuruması için 1 gün beklerseniz daha iyi oluyor, bu süre içinde sakın ellemeyin..



Dekupaj bitince kapağıyla biraz uğraştım, önce akrilik boya demedim. Olmadı.. Kabuk gibi sıyrıldı, daha sonra pıtpıt süngerle cam boyasıyla boyamayı denedim, ve oldu :) üstüne aynı peçetenin başka bir desenini yapıştırdım aynı tekniklerle. Kavanozun kenarına da kendir ipi sardım, minicik bir de fiyonk ekledim aynı ipten. Bu arada bu ipi yapıştırmak için yine dekupaj tutkalı kullanıyorum, özel bir tutkal almadım. Kapak boş kalınca kapağın kenarına da ipten 3 kat sardım ve kavanozu bitirdim.



 Tuzlukları da gördüğünüz gibi aynı desenler, aynı peçete, aynı ip, aynı teknik... Tekrar anlatmıyorum :)


Ben bu haliyle bu takıma bayıldım, kahvaltı sofrasına çok yakışacak şirin mi şirin, cici mi cici bir takım oldu :)
Beyaz kendinden desenli porselen bir kahvaltı takımıyla hayal ettimde, sade bir sofrada çok cici bir detay..

Siz de beğendiyseniz lütfen yorum yapmayı ve +1'lemeyi unutmayın :) 
Bu sayede daha çok motive oluyor daha hevesleniyorum.

Sevgiler...

2 Mart 2015 Pazartesi

Ahşap Boyarız da Cam Boyamaz Mıyız??

Boyarız boyarız. Hepsini yaparız evelallah.. Bu vazoya da ilk gözağrım dediğim ahşap boyama tepsimi yaparken başladım. Bundaki teknikler tepsideki kadar zor ve meşakkatli değil.


Hemen anlatayım. Şekil 1A'da görüldüğü üzre vazonun bitmiş hali var elimde sadece ama zaten ham hali malumunuz olduğu gibi dümdüz bu çiçeksepeti'nin klasik vazolarından yani öyle fotoğrafa falanda pek ihtiyacı yoktu kendisinin. 
Ne yaptık derseniz? 2 kat enamel boya ile boyadım önce pıtpıt saplı süngerle, içindeki morluğa gelince ahşap tepsinin zemini mordu hatırlarsanız, ordan arta kalan boyayı dedim şöyle üstten bir renk versin diye sonuna kadar değil ama üstten bakınca görünecek kadar boyadım sonra üstüne enamel boya ile 2 kat yaptım.
Neyse, boya kuruduktan sonra ilk peçete dekupaj denememi yaptım. İtiraf ediyorum bu iş resim transferinden daha zor!! Ay o ne öyle ya, orasından tutuyorsun yırtılıyor burasından tutuyorsun kırışıyor.. Her neysee.. acemilik bu ya, ben okuduklarımla bu işe koyulduğumdan yanlış aklımda kalmış olacakki, dekupajı yaptıktan hemen sonra kurumasını beklemden 1 kat daha tutkal geçtim peçetenin üstünden. İşlem yanlış ama bir zarar oldu mu diye sorarsanız, olmadı. Belki şanstan zarar gelmedi bilemiyorum, o yüzden siz doğrusunu yapın ve peçete kuruyunca üstüne tekrar tutkal sürün!


Üstteki fotoğrafta da vazonun arkası, yani silindir bir vazonun sağı-solu, önü-arkası var mıdır bilmem ama bence arkası işte. Aynı tekniği burada da uyguladım, aynı peçetenin farklı desenlerini aldım farklılık olsun diye. Kuruduktan sonra şöyle bir baktım ki, pek boş geldi vazo gözüme. Önce şeffaf çatlatma denedim, tarifini veremiycem çünkü ben denedim ve beceremedim, çatlamadı vazo, olurda bir başka objede tutarsa o zaman paylaşırım. E çatlatma tutmayınca kenarlarına parmak yaldızla parmacıklarımla vur-kaç yaparak çerçeve yaptım. Son olarakta vazonun alt ve üst sınırına kesitğim şerit dantelleri peçete dekupaj tutkalı ile yapıştırdım. Onun da üstünden parmak yaldızla geçtim pıtpıt.. Üstüne de yarı-mat vernik.. Oldu da bitti.
İçime sindi mi? Eh işte..
Tepsimi sahibesine bugün teslim ettim ama vazoyu evde kendime saklayacağım, sevdiğim birine hediye edecek kadar mutlu etmedi çünkü beni.. Ama olsun ben yaptım neticede, konsolumun üstünde her daim yeri var :)

Yorum bırakmayı unutmayın lütfen :) 
Sevgiler..